19 Şubat 2010 Cuma

eKPSS EĞİTİM BİLİMLERİ 6- REHBERLİK ve DANIŞMA

EĞİTİM BİLİMLERİ

REHBERLİK ve DANIŞMA

 

REHBERLİK NEDİR?
Geleneksel eğitim sistemlerinin öğretim ve yönetim süreçlerine önem veren, öğrencilerin akademik gelişimlerini ön plana alan yaklaşımlarının yetersizliğini gidermeyi amaçlayan, öğrenci kişilik hizmetlerinin bir grubunu oluşturan ve eğitim sürecinin tamamlayıcı bir parçası olarak kabul edilen rehberliğin çok çeşitli tanımları yapılmıştır. Bu tanımlardan bazıları aşağıda verilmiştir.
"Rehberlik, bireye kendi istek ve imkanları ile toplumda kendisine açık gelişme imkanları ve beklentileri tanıması ve bunları en iyi biçimde uzlaştırabilmesi için bireye yapılan profesyonel, sistematik bir yardımdır.

"Rehberlik bireyin en verimli şekilde gelişmesi ve tatminkar uyumlar sağlamasında gerekli olan seçimleri, yorumları, planları yapmasına ve kararlar vermesine yarayacak bilgi ve becerileri kazanma ve ulaştığı bu seçim ve kararları uygulaması için kişiye yapılan sistemi, profesyonel yardımdır".
"Rehberlik, kendini anlaması, problemlerini çözmesi gerçekçi kararlar alması, kendine en uygun düzeyde geliştirmesi, çevresine dengeli ve sağlıklı bir uyum yapması ve böylece kendini gerçekleştirmesi için uzman kişilerce bireye verilen psikolojik desteklerdir."


Tanımlar incelendiğinde bir takım ortak unsurun yer aldığı görülecektir. Örneğin merkezde birey yer almakta ve tüm çabalar bireyin bazı nitelikleri kazanmasına yöneliktir. Bu nitelikler klasik eğitim sistemlerinde ihmal edilen, ancak çağdaş dünya da bireylerin mutlu ve üretken olabilmeleri için kazanılması gereken niteliklerdir. Diğer yandan tanımların tümündeki diğer ortak unsur söz konusu niteliklerin kazanılmasına yardım sürecinin profesyonelliği gerektirdiği hususudur.


Buna göre daha özet bir tanım vermek gerekirse, rehberlik; bireylere çağdaş dünyanın ihtiyacı olan, mutlu ve üretken insanlar olabilmeleri için gerekli niteliklere ulaşmaları amacıyla, uzman kişilerce yapılan yardımları içeren bir süreçtir.
 


REHBERLİĞİN AMAÇLARI
Yaşamayı bir iş olarak kabul edersek, her işte olduğu gibi bu işte de başarılı ve mutlu olmak için bazı niteliklere sahip olmak gerekecektir. Bireylerin yukarıdaki tanımlarda önemli bir kısmına değinilen bu nitelikleri kazanmalarına yardım etme, rehberliğin amacıdır. Aşağıda 'yaşama işinde" başarılı ve mutlu bireylerin sahip olması gereken niteliklerden bazıları verilmiştir.
Verimli çalışma ve sınav becerileri kazanma, Zamanı iyi kullanabilme.
Etkili karar verme, problem çözme ve plan yapma becerileri kazanma.
Kendini tanıma ve kendini kabullenme.
Etkili iletişim becerileri kazanma,
Meslekleri tanıma,
Kendi yetenek, ilgi ve kişilik özellikleri ile öğrenme konulan ve meslekler arasında bağ kurabilme,
Öğrenme ve çalışmaya yönelik olumlu tutumlar kazanma,Toplum hayatına uyum sağlayabilme ve katkıda bulunma için gerekli sorumluluk.
Başkalarına saygı ve yardımlaşma gibi değerler kazanma,
Tüm bu niteliklere ulaşmaları için bireylere verilen yardımların, bir diğer deyişle rehberliğin nihai amacı bireyin kendini gerçekleştirmesidir. Hümanistik psikolojinin ortaya koyduğu bir kavram olan kendini gerçekleştirme ile kastedilen, bireyin bütün kapasitesini geliştirerek tam olarak kullanabilmesi, daha verimli ve mutlu düzeye ulaşabilmesidir.
 


REHBERLİK HİZMETLERİ
Klasik rehberlik uygulamalarında rehberlik hizmetlerinin sunumu genellikle;
1. Psikolojik danışma,
2. Oryantasyon
3. Bireyi tanıma,
4. Bilgi verme,
5. Müşavirlik
6. Yerleştirme,
7. İzleme, değerlendirme ve araştırma hizmetleri biçiminde sınıflandırılır.
Bu hizmet alanları aşağıda kısaca tanıtılmıştır.
 


Psikolojik Daşma: Rehberlik hizmetlerinin merkezinde yer alan psikolojik danışma hizmetleri, rehberliğin tanımında verilen tüm amaçların gerçekleştirilmesinde temeli teşkil eden bir hizmet alanıdır. Zaman içerisinde rehberlik alanının isminin "Psikolojik Danışma ve Rehberlik" biçiminde değişmesine yol açacak kadar ön plana geçen bu hizmet alan rehberlik hizmetlerinde en fazla uzmanlığı gerektiren hizmet grubudur. Bireyin kendini tanıması, geliştirmesi, kendisine ve çevresine uyum sağlaması, sorunlarını çözmesi ve sağlıklı kararlar verebilmesi için bireylere yapılan yardımları içerir.

Oryantasyon: Öğrencilere okulu,çevresini ve buralarda yararlanabileceği imkanları tanıtmaya yönelik etkinliklerdir.
Bireyi Tanıma: Her öğrencinin tüm yönlerini, çeşitli ölçme ve değerlendirme yöntem ve tekniklerini kullanarak ortaya çıkarmaya yönelik faaliyetleri içerir. Bireyi tanıma etkinliklerinin temel amacı öğrencilerin kendilerini tanımalarına yardım için gerekli verileri elde etmektir.

Bilgi verme : Öğrencilerin ihtiyaç duyacağı eğitsel ve mesleki nitelikli tüm bilgilerin toplanması ve bunların çeşitli yöntemlerle öğrencilere duyurulmasına yönelik etkinlikleri içerir.

Müşavirlik: Okul personeli ve velilere yönelik olarak, okulun ve evin öğrenciler için öğrenmeye daha uygun bir ortam olmasını sağlamaya yönelik etkinliklerdir. Bir başka deyişle psikolojik danışma ve rehberlik anlayışının tüm personeli ve velilerce de benimsenmesini sağlayarak öğrencilerin gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan etkinlikleri içerir

Yerleştirme: Öğrencilerin kendi kişilik özellikleri, ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarına uygun derslere, programlara ya da tam zamanlı ya da yarı zamanlı işlere yerleştirilmelerine yönelik etkinliklerdir.
İzleme, Değerlendirme, Araştırma: Çeşitli ders, program ya da işlere yerleştirilen öğrencilerin buralardaki başarıları ya da memnuniyetleri, okulda verilen rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinden elde edilen sonuçlar, mezunların üst eğitim kurumları ve iş hayatlarındaki durumlarının belirlenmesi ile okulun rehberlik ihtiyaçlarının saptanması gibi etkinlikleri içerir.

 

 

 

 

 

REHBERLİĞİN İLKELERİ KONU ÖZETİ

Rehberlik anlayışını oluşturan ilkeler doğrudan doğruya psikolojik danışma ve rehberliğin dayandığı temel ilkeleri içermektedir.
1- Her birey seçme özgürlüğüne sahiptir.
Rehberlik, bireye seçme özgürlüğü tanıyan çevrelerde var olabilir. Rehberliğin görevi, bireyin bu özgürlüğünü kullanabilmesi için seçenekleri algılayabilmesine ve doğru tercihler yapmasına yardımcı olmaya çalışmaktır.

2- İnsan saygıya değer bir varlıktır. Saygı bir başkasını, değerli bir varlık olarak algılamak, onun ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmak demektir. 'Bir başkası" kavramı; dinini, ırkını, cinsiyetini, sosyal sınıfını, fiziksel ve psikolojik özelliklerini dikkate almaksızın, tüm insanları kapsayacak kadar yaygın olmalıdır.

3- Rehberlik hizmetlerinden yararlanmak isteğe bağlıdır (Gönüllülük). Rehberlik hizmetleri, birinci derecede bireyi hedef alır. Bireyin iç dünyasının daha iyi anlaşılması amacını güden hizmetlerdir. Bu nedenle bu hizmetten yararlanmak kişinin isteğine bırakılmalıdır.
Ancak grup rehberliğinde isteksiz olan öğrenciler de, sınıftaki herhangi bir rehberlik uygulamasına girmek zorunda kalabilmektedir. Bu gibi durumlarda uygulanan rehberlik tekniğinin gerekleri, neden niçin uygulandığı anlatılmalı, isteksiz ilgisiz öğrencilerin merakı çekilmeye çalışılmalıdır.

4- Rehberlik hayat boyu yararlanılabilecek bir hizmettir. Rehberliğin fonksiyonu kişilik gelişimini gerçekleştirmek daha doğrusu gelişimi kolaylaştıracak koşulları sağlamak olarak tanımlanırsa, o zaman rehberlik hizmetlerinin kişiye, bütün hayat basamaklarında verilmesi gerekir.
Gelişim ve özü geliştirme sürekli bir durumsa, rehberlikte yardım sürekli olmalıdır.
Ancak, rehberlik yardımının sürekli oluşu kişinin her an bir başkasının desteğine ihtiyaç duyması her bunalım anında bir danışmana başvurmak kadar bağımlı olmak anlamında anlaşılmamalıdır.
Burada kastedilen, anaokulu-ilköğretim döneminden başlayıp formal eğitimin sonuna kadar, hatta ondan sonra kişilere verile bilecek psikolojik yardım türleri bulunduğudur.

Gelişim doğumdan ölüme kadar devam eden bir süreçtir ve bu süreçte her gelişir basamağının kendine özgü görevlerinin yer ne getirilmesinde bireyler zaman zaman yardıma ihtiyaç duyabilirler. Bu nedenle rehberliği sadece belli yaş dönemlerine özgü bir hizmet olarak görmemek, ihtiyacı olan herkese hangi gelişim döneminde bulunursa bulunsun yardım sağlamak gerekir.
(Toplu dosya da okulda öğrencilerle ilgili toplanan bilgiler saklanır. Her okul birey hakkında bilgi elde edebilir, bu nedenle bilgiler toplu dosya da saklanmalı bir üst eğitim aşamasına geçen öğrenci ile birlikte kuruma gönderilmelidir).

5- Rehberlik ve Psikolojik Danışma da gizlilik esastır. Rehberlik ve Psikolojik Danışmada Hizmetlerinin verilişi sırasında danışanın mahremiyetine saygı duyulmalı, onun sırlarını saklamaya özen gösterilmelidir. Psikolojik danışma durumlarında danışmanın sağladığı güven ortamı içinde danışan bazen kendisine itiraf etmediği, söyleyemediği yaşantılarını danışmanla paylaşabilir. Danışana ait gizli bilgileri başkalarına aktaran bir danışman, danışana karşı saygısız davranmış demektir. Bu durum rehberliğin en temel ilkesini zedelemek demektir.


6- Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri ilgililerin işbirliği ile yürütülmelidir
Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri bu alanda yetişmiş uzmanın, liderliğinde öğretmen yönelici ve diğer okul personelinin ortak bir amacı için işbirliği ile çalışmalıdır Gerektiğinde anne babaların işbirliği gerekir.
Danışman kadar bilgili ve deneyimli olursa olsun okuldaki diğer görevlilerin desteğini
sağlamadığı taktirde görevini etkili bir biçimde yürütemez. Öğretmenler öğrencilerle ilgili gözlemlerini danışmana verirler danışmanlarda rehberlik ilkelerini öğretim faaliyetlerine yansıtmaları hususunda yardımcı olurlar.

7. Rehberlik tüm öğrencilere açık bir hizmettir. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin hedefi bireyleri kendilerini gerçekleştirmelerine yardımdır ve kendini gerçekleştirme bütün canlılarda özellikle insanlarda görülen doğal bir eğilimdir, o halde bu hizmetler bütün bireylerin yararlanmasına açık olmalıdır. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerini sadece normalden ayrılanlara özürlü ya da uyumsuz kimselere verilen bir hizmet olarak görmek, hizmetin sınırlarını çok dar tutmak anlamına gelir.
Günümüzde rehberliğin işlevinin düzeltme, çare bulma olmaktan çok koruma ve geliştirme olduğu kabul edilmektedir. O hâlde bu hizmetlerden, gelişme çabalarında sıkıntıya düşen herkes yararlanabilir.

8. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinde bireysel farklılıklara saygı esastır.
Bu ilke bireye saygı ilkesi ile yakından ilgilidir. Her birey kendine özgü bir varlıktır, ilgi yetenek, değer ve tutumları ile başkalarından farklılık gösterir. Farklı yaradılışı olan, farklı çevrelerden gelen bireylerin ihtiyaçları da farklı olacaktır.
Rehberlik ve Psikolojik Hizmetleri bireylerin birbirinden farklı eğitim ihtiyaçlarına
duyarlı bir ortamda gerçek anlamda işlevini sürdürebilir.

Rehberlik böyle bir eğitim ortamında var olabileceği gibi, rehberlik uzmanları bireysel farklara saygılı eğitim ortamlarının sağlanması hususunda çaba göstermelidir.
9. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri hem bireye hem de topluma karşı sorumludur.
Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri bireyin hem kendi isteklerini yerine getirmesine yardımcı olmalı, hem de topluma uyum sağlamasını kolaylaştırmalıdır.

10. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri eğitim öğretimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Eğitim sürecinde diğer fonksiyonlarla rehberlik ahenk içinde yürütülmelidir.
Rehberlik eğitimden ayrı, ama eğitim için yürütülen bir hizmet olarak anlaşılmalıdır.

 

 

REHBERLİĞİN EĞİTİMDEKİ YERİ

Günümüzde rehberlik ve psikolojik danışma ve eğitim sürecinin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir yanını oluşturduğu çoğunlukla kabul edilmektedir. Bu durum rehberlik ve eğitim arasındaki yakın ilişkiyi vurgulamaktadır.
Çağdaş bir eğitim, rehberlikten hız alan bir anlayışı desteklemektedir. Bu nedenle modern okullarda rehberlik hizmetleri vardır.

1- Rehberlik ve Eğitim
Günümüzde eğitim programı kavramı öğrencinin gelişmesi için düzenlenen etkinlik ve yaşantıları içeren geniş bir anlam kazanmıştır. Geleneksel olarak konu öğrenci kişilik hizmetleri eğitim programının içinde ve onun ayrılmaz ve tamamlayıcı bir yanı olarak benimsenmektedir.
Eğitimin amacı ile bireylerin kendini gerçekleştirmelerine yardım etmek olarak özetlenen psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin esası, ortak noktası, bireylerin davranışlarını değiştirmeye dönüktür. Rehberlik ile eğitimin, aynı amaçları gerçekleştirmeye yönelmesi, bir davranış değişikliği noktasından kaynaklanmaktadır.

Eğitim sürecinin tamamlayıcı bir yanı olarak psikolojik danışma rehberlik, eğitimin amaçlarının gerçekleşmesine yardım etmektedir. Buna göre, rehberlik ve eğitimin amaçlan aynıdır. Ancak rehberlik ve psikolojik danışma ile eğitimin ulaşılmak istenen bir sonuç olarak amaçlara dönük olması, kuşkusuz bunların aynı anlama geldiği biçiminde yorumlanamaz.
Sonuç olarak; eğitim sürecinin diğer boyutlarında hizmetler ile psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri arasında türlü yönlerden ayrılık olduğuna işaret edilmiştir. Örneğin: Eğitimin diğer boyutlarındaki hizmetlerde denetim, disiplin, yargılama, bilgi aktarma, sınav, not verme gibi işlemler ve uygulamalar vardır. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinde bu işlem ve uygulamaların yeri yoktur. Yine eğitimin diğer boyutları benimsenen yaklaşım biçimleri ve teknikler, rehberlik hizmetlerinde kullanılan yaklaşım biçimleri ve tekniklerden önemli ayrılık1ar gösterir. Yöneticiler öğretmenler ile, uzman personel mesleğe hazırlanışları bakımından da ayrı programlardan geçmek durumundadırlar.
Rehberlik ve eğitim arasındaki ilişki eğitim sürecini oluşturan üç boyut bakımından daha belirgin olarak ortaya konulabilir.Genellikle eğitim sürecinde üç alan ,sürecin bütünlüğünü oluşturmaktadır.

1- Yönetim ya da (liderlik) denetim
2- Öğretim
3- Öğrenci kişilik hizmetleri

a- Yönetim ve Denetin, Alanı
Eğitim sürecinin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli olan liderliğin alınması, yetki ve sorumluluklarının kullanılması ile ilgilidir. Eğitimde yönetimin görevi, kurum amaçlarına göre çalıştırmak ve devam ettirmektir.
Eğitimde yönetim ile öğretim çalışmaları, psikolojik danışma ve rehberlik ve diğer öğrenci kişilik hizmetleri arasında yakın ilişkiler kurulmak zorundadır. Bunun içindir ki eğitim yönetimi akademik bir öğretime dayalı, eğitimin içinde ayrı bir uzmanlık dalı haline gelmiştir.

b- Öğretim Alanı
Eğitim sürecinin en önemli ve en geniş boyutudur. Akademik öğrenme ile ilgili tüm
bilgi ve becerilerin kazandırılması bu alan içine girer. Öğretim genellikle sınıf-içi etkinliklerle yürütülür. Öğretim alanının en sorumlu kişisi öğretmendir. Eğitimin amaçlarının gerçekleştirilmesinde öğretim alanının önemli bir yeri vardır. Öğretim çalışmalarının öğrencinin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda rehberlikten hız alan bir anlayışla düzenlenmesi çağdaş eğitim görüşünün bir gereğidir

c- Öğrenci Kişilik Hizmetleri
Okul denen eğitim kurumu, toplumda genç kuşaklara öğretilecek şeylerin "düzenli ve etkili" bir şekilde "yetkili" kimselerce verilmesi amacıyla ortaya çıkmış ve gelişmiştir. O hâlde okul, esas itibariyle, genç kuşaklara, kişinin ve toplumun muhtaç olacağı düşünülen bilgi ve becerileri öğretmek amacına yöneliktir. Bu faaliyetler öğrenci öğretmen ekseni etrafında dönmektedir.


Günümüzde "örgün" eğitim görme işi, toplumun her tabakasından fertlerin hakkı sayılınca, okullar her çeşit kabiliyet, ilgi ve ihtiyaçtaki ve sosyo-kültürel yapıdaki çocuklarla dolmaya başladı. Psikolojideki yeni bulgular da, kişiler arasında geniş ferdi farklar olduğunu ve çocukların eğitiminin bu ferdi farklar dikkate alınarak yapılması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu durumda okullardaki öğretim ve yönetim faaliyetlerinin, öğrenciyi tüm bir varlık olarak eğitme işine yeterli olmadığı görülmüştür. Bu suretle okullarda bir üçüncü faaliyet grubu ortaya çıkmıştır.


Bu grup; öğrenci seçimi ve okula alıştırılması, öğrenci sağlık işleri, öğrenci kol faaliyetleri, disiplin işleri, beslenme ve yatma durumu, burs ve mâli yardım sosyal faaliyetler öğrencinin kişisel, mesleksel, eğitsel ve dinsel sorunlarında kişisel yardım ve benzeri faaliyetleri içine alır. Bu faaliyetler öğrencinin tüm ve optimum derecede gelişip büyümesi için gerekli ortamı hazırlayan faaliyetlerdir. Okulda bu üçüncü faaliyet grubuna da "Öğrenci Kişilik Hizmetleri" denir.


Eğitimde yönetim ve öğretim çalışmalarının dışında kalan ve öğrencinin kişisel gelişim ve gerçekleşim ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik tüm yardım hizmetlerini kapsamaktadır.
 


2- Rehberlik ve Öğretim
Rehberlik bilgi verme işlevi ile öğretime çok yaklaşırsa da, ikisi arasında farklar vardır. Öğretim ile rehberlik arasındaki farkları şöyle sıralanabilir.


1- Öğretim, toplu halde bulunan, oldukça kalabalık gruplara verilen bir hizmettir, rehberlik ise bireysel bir yardımdır.


Rehberlikte öncelikle bireye, bazı haller de küçük gruplara yardım söz konusudur. Ancak eğitim bireyselleştirildiği ölçüde rehberlik ve arasında bu yönden gözlenen fark azalacaktır.
Ülkemizde rehberliğin bilgi verme hizmetlerinde grup rehberliği programlan çerçevesinde, normal sınıflarda yürütüldüğü için, rehberlik ile öğretim arasındaki, grubun büyüklüğü açısından bir fark kalmamaktadır.
Rehberlik servislerinde, psikolojik danışma hizmetlerinin mutlak surette bireysel ya da hiç değilse küçük gruplar halinde bireylere verilmesi gereklidir. O hâlde rehberlik ile öğretim arasındaki hizmet verilen grubun büyüklüğü açısından gözlenen fark özellikle psikolojik danışma hizmetleri için geçerlidir.
Rehberliğin bilgi verme işlevi öğretime çok benzer. Okulun koşulları iyi bir öğretim için ne kadar elverişli ise rehberlik için o kadar elverişli olacaktır.

2- Rehberlik Hizmetlerinden yararlanmak zorunlu değildir, oysa öğretim zorunludur.
Rehberlik gönüllülük esasına göre hizmet veren bir örgüttür yani bu hizmetlerde, isteyen yararlanır. Ancak bazı hallerde rehberlik zorlayıcı olabilmektedir. Rehberlik hizmetleri sınıflarda yürütüldüğü zaman, örneğin bir meslek okulu tanıtım programı uygulanırken sınıfta bulunan bütün öğrencilerin ilgi duymadan da, bu programı izlemeleri beklenmektedir. Aynı şekilde okullarda toplu test uygulamaları, gözlem fişleri ve diğer öğrenciyi tanıma işlemleri de bütün öğrencileri kapsayan hizmetlerdendir.
Burada gönüllülük ilkesinin daha çok psikolojik danışma hizmetleri için geçerli olduğunu görmekteyiz halbu ki, öğretmen ya da okul yöneticisi tarafından danışmana gönderilen, gönülsüz bireylerde psikolojik danışma hizmetleri ilkesine göre çalışmak mümkün olamamaktadır

3- Öğretimde değerlendirme vardır.
Öğrencinin müfredat programında saptanan davranışları ne ölçüde geliştirdiği bir
sınavla değerlendirilir Rehberlikte ise değerlendirme yoktur.
Rehberlikte değerlendirme böyle olmayışı onun gönüllülük ilkesine dayalı bir hizmet oluşundan kaynaklanmaktadır.
Öğretim hizmetlerinin rehberlik anlayışına göre yürütüldüğü bir eğitim sisteminde değerlendirme mutlak ölçütlere göre değil de öğrencinin kapasitesine ve gelişme hızına göre yapılacağından, öğretim ile rehberlik arasındaki fark giderek azalmaktadır.

4- Rehberlik bireyin iç dünyasına yaşantılarına kısaca duygusal alemine yönelmiş hizmetlerdir.
Öğretim; toplumun, insanlığın kültür mirasını bilgi olarak aktarır. Amaç öğrencinin bu bilgilerden yararlanarak düşünme, problem gücünü geliştirmektir. Rehberlik ise çeşitli derslerde kazanılan bilgilerin bütünleştirilmesi ve belli hayat amaçları açısından değerlendirilmesinde öğrenciye yardımcı olur.
Eğitimin amacı problem çözme gücünü geliştirmektir. Öğretim bu nesnel olgular üzerinde düşündürerek, rehberlik ise öznel yaşantıları üzerinde düşündürerek gerçekleştirir. Yani, öğretim etkinlikleri bireye nesnel konularda düşünme ve problem çözme gücünü kazandırırken, rehberliğin amacı kişinin bilgiyi ve bilgi edinme yollarını tanımasına, özümlemesine ve davranışa dönüştürmesine yardımcı olmaktır.
Rehberlik, kişiye kendini ve başka insanları anlama, yetenekleri kullanma, fırsatları değerlendirme insan ilişkilerinde karşılaştığı
sorunlara çözüm bulma becerisi kazandırır. Öğretim faaliyetlerinin de kişinin kendini tanıma ve anlamasında, insan ilişkilerinde de beceri kazanmasında katkısı olabilir, ama asıl amaç bu değildir.

Eğer bir öğretmen konusunu anlatırken bunun öğrencileri üzerindeki etkisini (anlayıp anlamadıklarını, hoşlanıp hoşlanmadıklarını), inceliyor, öğrenim yaşantılarını bütünleştirmelerinde ve belli amaçlar açısından önemini değerlendirmelerine yardımcı oluyorsa zaten bir anlamda rehberlik yapmış sayılır. Ancak bütün öğrenim yaşantılarının değerlendirilmesi ve anlamlaştırılmasını ders öğretmeninin yapması beklenemez. Böyle bir işlev öğretim işlerinin ağırlığı ile bağdaşmaz. Çağımızda insan hakkında bilgiler giderek zenginleşmekte, insan davranışını etkileyen yöntemler giderek gelişmektedir. Bunun için rehberlik, bir teknikler bütünü ve ayrı bir uzmanlık alanı olarak ortaya çıkmıştır.

 

 

 

REHBERLİK VE DİĞER ALANLAR

Psikolojik Danışma ve Rehberlik, eğitimden başka diğer sosyal bilimler arasında da yakın ilişki ve işbirliği vardır. Rehberliğin diğer bilim dalları, ile olan ilişkisi rehberliğin "disiplinler arası" temellerini oluşturmaktadır.
Psikolojik Danışma ve Rehberlik bireyin kişisel gelişim ve gerçekleşim ihtiyaçlarını karşılamaya dönük psikolojik yardımları konu aldığı sürece, zorunlu olarak insan davranışları ve insan çevresi ile olan bütün disiplinlerde, yararlanmak zorundadır.
Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanına katkıda bulunan disiplinler arasında psikoloji, sosyoloji antropoloji, ekonomi, eğitim, psikiyatri, felsefe biyoloji gibi disiplinler sayılmaktadır. Bunlardan özellikle psikoloji, sosyoloji, kültürel antropoloji ve ekonomi ile rehberlik arasında çok yakın ilişkiler vardır. Rehberlik ve psikolojik danışma bu alanlarla bir grup olarak ele alınmakta son zamanlarda bu meslekler için topluca yardım meslekleri sözü kullanılmaktadır.

1) Psikoloji: İnsanın davranışlarını inceleyen bir bilim olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanı ile çok yakından ilgilidir. İnsan davranışlarının, türlü yönlerini rehberliğin temel ilke ve kavramları açıklamaktadır. Zeka, yetenek ve ilgi ölçülmesinden kişilik yapısı ve dinamiği bireylerin büyüme ve gelişme modellerine kadar Psikolojik danışma ve Rehberlik alanında da kullanılan bilgilerin çoğu kaynağını da psikolojiden almaktadır

2) Sosyoloji: Davranış bilimi olarak, insanın toplumsal yaşamını açıklar. Sosyoloji ile toplum ve toplumsal yaşam daha iyi anlaşılabilir. Bireyin toplum içindeki rollerini inceleyerek bireyin diğer bireylerle ilişkilerini inceleyerek bireyin davranışlarını etkileyen toplumsal etmenlerin neler olduğunu sosyoloji ortaya koyar.

3) Antropoloji: Toplumların yaşama yollarını yeni kültürleri inceler. Birey davranışları ile kültürü arasında yakın ilişki vardır. Bu nedenle bireylere yardım ederken Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri onların içinde bulunduğu toplumun kültürünü tanımak gerekir. Özellikle kültürel antropoloji bize bu bilgileri sağlamaktadır.

4) Ekonomi: Toplumların insan gücü ihtiyacı iş ve mesleklerin gerekleri otomasyon gelecekte iş ve meslek alanında ortaya çıkacak yeni gelişmeler ve eğilimler konusunda geçerli bilgileri sağlar. Rehber'iğin önemli hizmetlerinden biri de bireylerin iş ve meslek seçimi ile ilgili sorunlarına yardım etmektir. Ekonominin sağladığı bu tür bilgilerden rehberlik geniş bir biçimde yararlanır.

 

 

REHBERLİK HİZMETİNDE ÖĞRETMENİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

1- Öğrencilerini duruma alıştırır:
Öğretmenler derslerini işlerken, rehberlik hizmetleri kategorisine giren bazı hizmetleri de yerine getirmiş olurlar. İyi bir öğretmen ders yılı başında hemen derse başlamaz. Örneğin, bir öğretmen dersine ilk başladığı gün öğrencilerine kendisini tanıtır. Onların kendilerini tanıtmalarını sağlayabilir ve böylece sınıfta samimi bir havanın yaratılması için bir başlangıç yapmış olur. Derse başlamadan önce, işleyeceği konuların kazandıracağı bilgi, beceri ve tutumları, bunların gelecekteki önemi ve yararları, kısaca dersin amacı hakkında açıklama yapmalıdır. Çünkü, öğrenci öğretmenin amacını bilirse o konuya karşı ilgisi artar. Ayrıca, hangi konuları nasıl işleyeceğini, ne zaman sınav yapacağını, sınavın tipini, ne gibi bir ödev veya ek çalışma istediğini anlatmalı, bunları yazılı olarak da vermelidir. Yine öğretmen ilk saat, o derste başarılı olmak için derse nasıl çalışmak gerek tiği, ders araçlarının neler olduğunu ve bunların nasıl kullanılacağı hakkında bilgi vermelidir. Gerçi verimli çalışma yöntemleri konusunda okul danışmanları veya sınıf öğretmenleri öğrencilere zaman zaman açıklamalar yapabilir, ancak her konunun kendine özgü bir öğrenme yöntemi bulunmaktadır. Ders öğretmeninin bu konuda neler yapacağı açıklamalar ayrıca, onun hangi becerilerin kazanılmasını önemli gördüğü hususunda bir fikir verebilir. Bu arada, öğrencilerin derse karşı tutumlarına dersin konusuna ilişkin beklenti ya da yaşantılarını ifade etmelerine imkan veren bir öğretmen, öğrenim yaşantılarını öğrencilerin ihtiyaçlarına daha uygun bir şekilde düzenlemek için yararlı bazı fikirler edinebilir. Bu bakımdan ders yılının ilk günlerinden ders saatlerinin bir sohbet şeklinde geçmesi, öğrencilerle öğretmenin birbirlerini daha yakından tanımaları ve o derse alışmaları açısından yararlı olacaktır.

2- Öğrencileri tanımaya çalışır:
Öğretmenin öğretme işini başarı ile yürütebilmesi için, her şeyden önce, öğrencisini, "Öğrenen" bir varlık olarak tanıması gereklidir. Öğretim ortamında en önemli özellikler yetenek ve ilgilerdir. Bu özellikler çeşitli alanlarda bilgi edinmekle ve problem çözmekle gelişir. Derslerde yürütülen öğretim faaliyetleri sırasında yeteneklerin ve ilgilerin tanınması için de pek çok uygun fırsatlar çıkabilir. Bir öğretmen öğrencilerin davranışlarını derslerde, ders dışı faaliyetlerde ve dinlenme saatlerinde gözlem olanağına sahiptir. Öğrencilerini tanımaya istekli bir öğretmen bu fırsatları değerlendirebilir, tesadüfi gözlemlerle yetinmeyip sistemli gözlemler yaparak öğrencilerin değişik ortamlarda nasıl davrandıkları hakkında bir fikir edinebilir.
Gözlem sonuçlarını her öğrenci için tuttuğu kişisel dosyasına işleyeceği gibi, danışmanların hazırlayacağı formlara da işaretleyebilir.
Yapılacak rehberlik yardımında öğretmenlerin öğrenci hakkındaki gözlem ve yargıları büyük önem taşımaktadır. Bir öğrenci hakkında bir veya birkaç öğretmenin gözlem yetersizliği ya da yanlı gözlemi yüzünden yanlış, hatalı yargılara varması söz konusu olabilir. Ama çok sayıda öğretmenin yargılarının bileşkesi bize öğretici hakkında gerçeğe oldukça yakın bir fikir verir.

3- Öğrencilerin gelişimini sağlayan bir ortam hazırlar:
Sınıfında öğrencilerin gelişimlerini destekleyen bir ortam hazırlama, iyi bir öğretmenin, her ders saati ve ders dışı etkinlikler için, gerçekleştirmeyi özlediği bir amaçtır. İyi bir öğretmen, kişinin beden ve ruh sağlığı açısından, en az, sınıftaki masa, sıra, tahta, hava, ısı, ışık, araç-gereç vb.nin oluşturduğu maddesel ortam kadar da kişiler arası ilişkilerin önem taşıdığını bilir. Öğrencileriyle ilişkilerinde karşılıklı saygıya, düşünce ve duyguların içtenlikle ortaya konulmasına özen gösterir. Kusurları da olsa, her öğrenciyi değerli birer varlık olarak görür. Öğrencilerini, kişisel güçlerine inandırmaya, kendileriyle ilgili kararları vermeye ve verdikleri kararların sorumluluğunu taşımaya iteklendirir. Bunları yaparken kendisine, gerektiğinde yardım edileceğini de sezdirir. İçten, sıcak toplumsal ilişkiler içinde onların kendi zayıf ve güçlü yanlarını tanıyarak benliklerini güçlendirmelerine yardımcı olmaya çalışır. Böylece sınıfı gerginlik ve kaygı yaratan durumlardan uzaklaşarak karşılıklı saygı, sevgi,anlayış, hoşgörü ve paylaşmaya dayanan bir toplumsal ortam durumuna getirir.

4- Öncelikleri ders konularına değil, öğrencilerin kişilik gelişimine verir:
Ders konularının öğrenilmesinde, bu amacın gerçekleştirilmesini sağlayan etkinliklerden biri olarak bakar. Ders dışı etki ve sosyal etkinlik çalışmalarından yararlanarak öğrencilerini grupsal etkinliklere katılmaya özendirir. Bu yolla onların kendi ilgi, yetenek ve değer yargılarım; toplumsal ilişkilerdeki güçlü ve eksik yanlarının tamamlanmalarına, değerlendirmelerine ve bunları geliştirmelerine yardımcı olur.

5- Öğrencilerini bilgilendirir:
Dersiyle ilgili mesleki rehberlik yapar. Okulda meslek rehberliğinin en ekonomik biçimde alan öğretmenleri aracılığı ile yapılacağı söylenebilir, öğretmen, derste yeri geldikçe, bir gezi gözlem sırasında, konularının iş alanları ile ilişkilerini belirtebilir. Alanının çalışma koşulları, iş bulma olanakları, gerektirdiği yetenek ve ilgiler konusunda bilgi verebilir.

6- Öğrencilerin salt derse ilişkin sorunlarıyla ilgilenmez, başka sorunlarıyla da İlgilenir:
Öğrencilerin birçoğu, okulda kendisini anlatacak birisinin yokluğunda ya da azlığından yakınmaktadırlar. Öğretmenin, öğrencilerinin sorunlarını ilgiyle ve içtenlikle dinlemesi onlarda güven yaratmaktadır. İlgiyle ve içtenlikle dinlenme, onların gerginliklerini atmasına kendilerini çaresiz görmekten kurtararak çözümüne yönelmelerini sağlayabilmektedir.
Öğrenciler güvensizlik duyduklarında, psikolojik gereksinmeleri karşılanmadığında, sevilmediklerinde, kendilerini değersiz ve yalnız hissettiklerinde çalışma istekleri kalmaz. Böyle zamanlarda öğretmenin öğrenciye öğretme çabaları boşa gider.
Öğrencileri ile yakından ilgilenen bir öğretmen onların genellikle okul ve öğretimden kaynaklanan günlük kaygılarını, ufak tefek sorunlarını onları dinleyerek, yardımcı olabilir. Genellikle öğrenciler böyle sıcak yumuşak ve içten davranan öğretmenlerine karşı güven duymakta ve içlerini açarak yardım ve tavsiyelerini beklemektedirler.

7- Özel yardıma gereksinimi olan öğrencilerle yakından ilgilenir:
İyi bir öğretmen, özel yardıma gereksinimi olan öğrencileri, sorunları derinleşmeden yardım görmeleri için, rehberlik uzmanına ya da başka ilgililere yollar. Öğrencilerin gelişim sorunlarının çözümü için, uzmanlarla ve öbür öğretmenlerle sık sık görüşür, gerektiğinde işbirliği yapar.

8- Öğrencinin ailesiyle görüşmeye İsteklidir:
Görevinin bilincinde olan öğretmen, öğrencinin kendisine tanıtılması amacıyla tanınması ve gelişen sorunlarının çözülmesi için, öğrencinin ailesiyle görüşmenin öğrenciyi aile içinde gözlemenin yararlılığına inanır.

9- Sınav sonuçlarını öğrencinin yetenek ve başarısını ölçmek amacıyla değerlendirmez:
Öğrencinin başarısını değerlendirirken onun konulardan ne kadarını bildiğini ölçüt alma yerine geçmişteki başarısını ,gelişimini ve olanaklarını göz önünde tutar. Bireysel ayrılıklara karşı duyarlılık gösterir.

10- Rehberlik görevlileriyle işbirliği içinde olur:
İyi bir öğretmen, eğitimin okuldaki tüm görevlilerin ortak bir görüş ve anlayışla sağlayacaklarını, işbirliği sonucu gerçekleştirilebileceğini bildiği için öğrencileriyle ilgili bilgileri, rehber öğretmen ve rehberlik uzmanlarıyla paylaşır. Bunun yanısıra, o rehberlik bürosunun gerekli gördüğü bilgilerin toplanmasında yardımcı olmayı ve önerilerini göz önünde bulundurmayı görevlerinden biri sayar.

 

 

 

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK NEDEN GEREKLİDİR

Rehberlik ve psikolojik danışmanın ne olup ne olmadığı, ilkeleri, amaçları, sınırlılıkları ve yararlandığı bilim dallarından yukarıda bahsedilmiştir. Bunlara dayanarak rehberlik ve psikolojik danışmanın okullarda neden gerekli olduğu hususlarına bir göz atalım.
 
Bu hususları şöyle sıralayabiliriz:
Okul çeşitlerinin artması; Yaşamın gittikçe karmaşık bir yapı alması, hayata adam yetiştirmek ve hazırlamakla yükümlü olan okulların çeşidini de artırmıştır İlköğretimi bitiren bir çocuğun girebileceği bir çok orta dereceli okul mevcuttur. Bu okulların her birisinin giriş koşulları ve öğrenciye sağladığı avantajlar farklı farklıdır. Çocuğun ve ailesinin bu hususlarda yanlış bilgiler edinmemesi ve bocalaması için rehberlik hizmetlerine ihtiyaç vardır.
Öğrencinin karşılaştığı sorunlar yalnızca okul seçme problemi değildir. Girdiği okulun dalları arasından kendi yetenek, ilgi ve kişilik yapısına en müsait olanı seçmesi gereklidir. Ayrıca girdiği programda bir çok seçmeli ders olabilir. Öğrenciler bir çok seçmeli ders arasından kendi amaçlarına en uygunlarını seçme, programı aksatmadan zamanında mezun olamama problemleri ile karşılaş-mamalıdırlar. Çocukların bu hususlarda da rehberlik hizmetlerine ihtiyaçları vardır
Okul yapısındaki değişme ve gelişmeler;

bilim ve yaşamdaki değişiklerin bir sonucu olarak günümüz okullarında da kendi yapılarında değişikliklere gitme ihtiyacı duymaktadırlar. Ders sayısı artırılabiliniyor veya bazı derslerin süresi kısaltılıyor, bazı dersler konulup bazıları kaldırılıyor. Bu deşikliğe en güzel örnek olarak; bilgisayar ve yabancı dil derslerinin ilköğretimin birinci kademesinde zorunlu hâle getirilmesini verebiliriz. Yine herkesin çocuğunu okutmak istemesi ve yetersiz imkanlardan dolayı sınıflar kalabalıklaşmakta böyle olunca da herkese ayrı ayrı program uygulanamamaktadır. Bundan dolayı da sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Okulların bir başka işlevi de çocuğu demokratik yaşama hazırlamaktır. Çocuk okuldayken başkalarının haklarına saygılı olmayı
öğrenecektir. Tüm bunlar yaşama etkin bir şekilde uyum gösterebilmek için gerekli birer davranıştır. Çocuğun bu davranışları kazanmasında rehberlik hizmetleri zorunludur.

Boş zamanlan değerlendirme gereksinimi; bilim ve teknikte sağlanan gelişmeler çalışma hayatında insan gücünden daha fazla tasarruf etmeyi sağlamıştır. Böyle olunca da insanların daha fazla boş zamanları olmuştur. İnsanların bu boş zamanlarını kendilerini geliştirmek için kullanmaları gerekir. Bu alışkanlığın da en iyi verilebileceği kurum okullardır. Okullarda da bu alışkanlığın kazandırılabilmesi için rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine ihtiyaç vardır.


Meslek seçiminin önemi; İnsanların hayatlarında en önemli dönüm noktalarından birini yapacakları işi seçmeleri oluşturur. Bu bir anlamda gireceği okulu seçmek demektir. Bunun için çocuğun özellikleriyle yapacağı işin bağdaşması gereklidir. Bunu yapabilmek de ancak bilimsel bir inceleme yapmakla mümkün olur. Okulda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile öğrenciye bu konuda da yardım edilmiş olunur.
Okullarda uyumsuzluk sorunları; okullardaki öğrenci sayısının artması bilim ve teknikteki ilerlemeler köyden kente göçlerin artması gibi çeşitli nedenlerden dolayı yaşam her geçen gün karmaşık bir hâl almaktadır. Bu da insanın çevresi ile etkin ve başarılı uyum sağlamasını güçleştirmektedir. Bunun sonucunda hırsızlık, yalan söyleme, okuldan kaçma, kabadayılık gibi uyum sorunları ortaya çıkmaktadır. Tüm bu sorunları ortadan kaldırabilmek için iyi bir rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti uygulanmaktadır.

Öğrenci başarısızlıkları; okullarda önemli sayıda öğrenci başarısız olmaktadır. Bu başarısızlığın nedenleri okul koşulları, öğretmen kişiliği, öğretim yöntemi, aile, çevre hatta öğretim programının yetersizliği de olabilir. Sebep ne olursa olsun bu başarısızlığın sonucunda ülkemiz ekonomisi zarar görmektedir. Okul rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri ile bu konuya da eğilerek sorunun çözümüne kendi imkanları dahilinde yardımcı olabilmektedir.

 

 

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMADA KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER

A- Gözlem
Gözlem insanın var olduğu günden beri evrendeki canlı ve cansız varlıklar ve bunların özellikleri hakkında bilgi toplamak için kullanılan bir yöntemdir.Gözlem, günümüzde bilimsel çalışmalarda başvurulan modern bir tekniktir. Gözlem, bilimsel çalışmalarda veri toplamada ilk teknik olarak kullanıldığı çalışma sonunda toplanan bilgilerin güvenirliliğini, geçerliliğini kanıtlamak ve kontrol etmek içinde kullanılmaktadır.

Gözlem Türleri:
1- Gelişigüzel gözlem
2- Sistemli gözlem ya da sistematik gözlem
B- Olay Kaydı
Olay kaydı bir olayla ilgili gözlemin kaydedilmesi tekniğidir. Çoğunlukla öğretmenlerin öğrencilerini gözlemlerken kullandıkları bir tekniktir. Amacı öğrenciyi tanımak problemlerini belirlemek,öğrencilerin yarattığı ya da karıştığı olayları saptamak ve bu olayın nedenlerini araştırmak ve bu olayı yorumlamaktır. Bir başka deyişle olay kaydı öğrencinin olumlu ve olumsuz davranışlarını, başından geçen olay ve bunların, nedenlerini yerinde ve anında kaydetme yöntemidir.
Olay kaydı, olay kayıt fişine işlenir. Öğretmenin kayda değer bulduğu her olay olay kaydı fişinde yer alır.Her öğrenim döneminin sonunda bu fişlerden elde edilen bilgiler değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sayesinde öğrencinin tutum ve davranışları hakkında karara varabilir.

C- Mülakat - Görüşme
Görüşme belli bir amaca hizmet etmek için yapılan konuşmadır. Görüşme günümüzde toplum bilim araştırmalarında ve eğitimbilim çalışmalarında çok sık başvurulan bir tekniktir. Görüşme soru yoluyla veri toplama tekniklerinden biridir, sözlü ve yüz yüze olmak şartıyla görüşmecinin cevap almak amacıyla görüşülene soru yöneltmesidir. Görüşme bir tür karşılıklı konuşmadır. Ancak bu karşılıklı konuşma rastgele bir konuşma değil, planlı ve amaçlı bir konuşmadır.

D- Anket
Anket soru sorarak bilgi toplama yollarından biridir. Ankette sorular sözlü olarak sorulmadığından anketi uygulayan ile uygulananın karşı karşıya gelmesi gerekmez.
Anket bireyin belli bir konu veya kendisi hakkında yazılı olarak bilgi vermesidir. Sorular deneklere kağıtlarda yazılı veya basılı olarak verilir. Bunlara yazılı cevaplar istenir. Bazı hallerde de toplu olarak bulunan bireylere grup anketleri uygulanır. Anket yoluyla bilgi toplama oldukça eski bir yöntemdir.
Anketin olumlu bir teknik olduğuna inanan uzmanlara göre anket görüşmeden daha güvenilir sonuçlar veren bir yöntemdir. Çünkü anket dolduran, anketör ile yüzyüze gelmediğinden, çekinmeden ve sıkılmadan kendini rahat bir şekilde ifade edebilir, değildir.


Anket ile elde edilecek bilgiler görüşmeye oranla daha sınırlıdır. Çünkü anket görüşmeye oranla daha kısa bir süre içinde tamamlanmak zorundadır. Bunun temel nedeni de anketin dikkat ve ilginin dağılmasını önleyecek güdüleyici öğelere sahip olmamasıdır. Anket görüşme gibi konuya baştan sona bütün canlılığıyla ayakta tutacak bir karşılıklı konuşma ortamında değil, bilgi verilişinin geniş ölçüde kendiliğinden güdülenmek zorunda kaldığı bir ortamda geçer.
Anket görüşmeye oranla daha yüzeysel bilgiler kazandıran ve derinliğine bilgiler için yeterince elverişli olmayan bir tekniktir. Bunun başlıca nedeni ankete verilen yanıtları kontrol etme o kısıtlı olmasıdır. Alınacak yanıtların içtenliği ve derinliği konusunda anket ile görüşme tekniğinin sahip olduğu üstünlük ve sakıncalar hala tartışma konusudur. Anketin hazırlanması, görüşme sorularının hazırlanması kadar güçtür.

E- Sosyometrik Teknikler
Sosyometrik teknik bir grubu oluşturan bireyler arasındaki toplumsal ilişkileri inceleyip ortaya çıkarmayı amaçlayan tekniklerdir. Sosyometrik tekniklerin okullarda sınıf içi toplumsal yapıyı incelemede özellikle öğrenciler arası yakınlık ilişkilerini belirlemede önemli bir yeri vardır. Sosyometrik teknikler ile elde edilen bilgi tüm sosyal bilim dallarında, özellikle eğitim ve rehberlikte ve bireyi yönlendirmede kullanılabilir. Sınıf ya da grup içindeki üyeler arasında mevcut ilişkileri belirlemek amacıyla kullanılan Sosyometrik teknikler şunlardır:
1) Sosyometri
2) Bu kimdir tekniği
3) Rol dağıtımı tekniği


Sosyometri: Bir sınıf veya grubun sosyal durumunu incelemek, öğrencinin sınıf içindeki yerini belirlemek veya grubu oluşturan üyelerin yapısı hakkında bilgi edinmek için kullanılır. Bilgili ve tecrübeli bir uzman tarafından kullanıldığında bir sınıf içindeki öğrencileri,, arkadaşlık durumlarını lider durumundakileri, izole olanları, en çok ve en az sevilen öğrencileri ortaya çıkarabilir. Hatta gözlemle fark edilemeyen bazı durumlar bu teknikle saptanabilir..


Sosyometrinin çok kalabalık olmayan gruplara uygulanması daha iyi olur, 30- 40 kişiyi geçen gruplarda iyi sonuç vermeyebilir. Kalabalık sınıflarda sonuçların sınıflandırılması ve değerlendirilmesi güçtür.
Kimdir Bu Soru Listesi: Sosyometrinin bir başka şekli olan bu tekniğin amacı bir grubun içindeki sosyal ilişkileri, arkadaşlık ilişkilerini, bireyin grup içindeki durumunu belirlemektedir Kimdir bu tekniği grubu oluşturan bireylerin birbirlerini nasıl gördüklerini bireyin kendisini nasıl gördüğünü, bireyin grubun diğer üyelerini nasıl değerlendirdiğini ve onlar tarandan nasıl görüldüğünü gösteren bir tekniktir.
Bu teknikte sorular şu şekilde yöneltilir Şu ifadeleri okuyun, hepsinin yanına uyan arkadaşınızın adını yazın Eğer verilen, ifadenin birine öğrenci kendini uygun görüyorsa, kendi adını da yazabilir. 1) Çok çalışkandır. Kimdir bu? Sınıfta yerinde durmaz kimdir bu? gibi.

F- Derecelendirme ölçekleri
Ülkemizde çok yaygın olmamakla birlikte bazı niteliklerin saptanmasında ve bu niteliklerin derecelerinin belirlenmesinde kullanılan bir tekniktir. Özellikle tavır tutumları kanaatleri değerlendirmek için kullanılan, derecelendirme ölçeğinde birey, kendi özellik veya özelliklerinden biri hakkında bilgi sahibi olmak islediğinde cevaplandırılabilir. Birey, başkası veya başkaları hakkında düşündüklerini derecelendirmek için bu teknikten yararlanabilir. Derecelendirme ölçekleri kurumların rehberlik servisi, klinik, ordu yönetim ve endüstride sık kullanılan bir tekniktir.

G- Problem Tarama Listeleri
Problem Tarama Listeleri bir grubun üyelerini, üzen, düşündüren, başarılarını etkileyen, gelişmelerini engelleyen sorunlar
bulmak ve gerekli önlemleri almak için başvurulan bir yöntemdir. Ankete benzer bir tekniktir. Soruların yerini, maddeler hâini almış sorunlar alır. Problem Tarama Listelerinde sorunlar birkaç alanda toplanmıştır.
1) Beden gelişimi ve sağlıkla ilgili sorunlar.
2) Okul ortamı ve okul başarısı ile ilgili olanlar.
3) Ev ortamı ve aile ile ilgili olanlar.
4) Geleceğe yönelik ve meslek tercihleri ile ilgili olanlar
5) Arkadaş ilişkileri ve karşı cinsle ilgili sorunlar
6) Ruhsal ve duygusal sorunlarla kişisel öz hakkındaki problemler
7) Boş zamanlarını değerlendirme ile ilgili tercihler
Çoğunlukla öğrencilere sunulan Problem Tarama Listelerinde, pek çok problemi içeren cümleler sıralanmıştır. Genellikle bu cümleler ya çok kısadır, ya da problemler maddeler halinde verilmiştir. Problem Tamına Listelerini dolduran öğrencilerden istenen, kendisinde var olduğuna inandığı problem karşısına bir işaret koymasıdır. Problem Tarama Listeleri bireysel rehberlik ve grup rehberliğinde kullanılır.

H- istek Listeleri
İstek Listeleri genellikle çocuklara uygulanan bir tekniktir. Çocukların rahatlıkla belirtemedikleri isteklerini veya açığa çıkaramadıkları arzularını ortaya çıkaran bir tekniktir. Burada çocuklara olası olan ya da hayali durumlarla ilgili soru ve cümlelerden oluşan bir liste verilir. Çok paran olsaydı ne alırdın? Hayatta en çok istediğin şey nedir? İstek Listelerinden elde edilen verilerle çocukların en yaygın ya da gizli kalmış istekleri belirlenebilir.

I- Cümle Tamamlama Listeleri
Cümle Tamamlama Listelerinin bir başka şeklidir. Çocuğun okul, ev arkadaş ve aile yaşamıyla ilgili konular seçilir. Bu konulara ilişkin Cümleler yazılır. Çocuklara ya bir cümlenin başlangıcı verilip tamamlaması istenir ya da içinde boşluklar, bulunan cümleler verilir. Bu boşlukları içinden geldiği gibi doldurması istenir. En yaygın olan birer cümle tamamlama listesidir.
Keşke babam. Babam kızar..
Samimi olarak cevaplandırıldığında öğrencinin istekleri, tatmin olma arzuları, umutlan, beklentileri, gizli kalmış duygulan açığa çıkarılabilir. Bu teknik de sözlü ya da yazılı olarak uygulanabilir

1- Biyografi ve Otobiyografi
Biyografi bireyin bir başkasının yaşamını anlatması veya yazması otobiyografi bireyin kendi yaşam öyküsünü anlatması ya da kaleme almasıdır.
Otobiyografi bireyin kendisini, özelliklerini ve sorunlarını nasıl algıladığını gösteren değerli ipuçları veren bir tekniktir. Son yıllarda okulda rehberlik derslerinde öğrencilere çok sık kullanılan bir yöntemdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


eKPSS EĞİTİM BİLİMLERİ 5- ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME

EĞİTİM BİLİMLERİ

ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME

 

Ölçme bir tanımlama işlevidir. Geniş anlamda ölçme belli bir nesnenin belli bir özelliğe sahip olup olmadığının, sahipse olma derecesinin sayı sembolleriyle ifade edilmesidir. Örneğin; belli bir gündeki sıcaklığın kaç derece ya da bir çocuğun boyunun kaç cm olduğunu belirtmek birer ölçmedir.
Belli bir özelliğe sahip olup olmama ya da sahip oluş derecesi bakımından bireyler arasında farklar vardır. Fark kavramı ölçme için temeldir. Bir anlamda ölçme farktan doğmuştur. Bütün insanlar aynı zekâ düzeyinde olsaydı, aynı uzunlukta olsaydı ölçme diye bir şey söz konusu olamazdı.

Doğrudan ölçme: Doğrudan ölçmede, ölçme konusu olan nitelik dolaysız olarak ölçülür. Örneğin; boy ve ağırlık kendileriyle aynı türden bir birimle ölçülür. Uzunluk aynı türden iki nesne yan yana konulurak ölçülür. İki ağırlığı dengelemekle de ağırlık ölçülebilir.

Dolaylı ölçme: Bazı nitelikler doğrudan ölçülemez. Doğrudan ölçülemeyen nitelikler, onlarla ilgili olduğu sanılan başka bir nitelik gözlenerek dolaylı olarak ölçülür. Örneğin; zekâ ve başarıyı ölçmek için testteki sorulardan yararlanınız.

Sıralama ölçekleri: Bu tür ölçekler de nesneler belli niteliklere sahip oluş miktarları açısından sıraya konarak elde edilir. Bu ölçekte nesneler bir özelliğe en çok sahip olandan en az olana ya da en az sahip olandan en çok olana doğru sıralanır. Bu sıralama ile bir öğrencinin boy uzunluğu yada başarı oranı açısından grup içinde kaçıncı olduğu belirlenebilir.

Eşit aralıklı ölçekler: Nesnelerin belli bir özelliğe sahip olma dereceleri bakımından eşit aralıkla sıralandığı düşünülürse eşit aralıklı ölçeğe geçilmiş olunur. Bu ölçeklerde değişmez bir birim vardır. Ölçek başlangıç noktasından itibaren her iki yana doğru bu birimle eşit olarak bölünmüştür. Örneğin; sıcaklık ölçmede kullanılan termometreler, eşit aralıklı ölçek esasına göre geliştirilmiştir.

Oranlı ölçekler: Aralıklı ölçek üzerinde sıfır noktası yerine doğal ya da gerçek sıfır noktası konulabilirse elde edilen ölçeğe oranlı ölçek adı verilir. Bu tip ölçekler daha çok fiziksel bilimlerde kullanılır. Örneğin; metre, kilogram gibi ölçme araçları bu tür ölçek esasına uygun olarak geliştirilmiştir.

Değerlendirme: Klâsik tanımıyla değerlendirme gözlem sonuçlarının bir ölçütle veya ölçütler takımıyla kıyaslanıp bir karara varılması işidir.
Eğitimde de öğrenciler eğitim programı ve öğretimin kalitesi gibi pek çok konu hakkında karara varılır. Bu kararlar değerlendirme sonucunda elde edilir. Yukarıdaki tanımda geçen gözlem sonuçlarının elde edilmesi ölçme yoluyla olur. Değerlendirme sonucunda varılan kararın isabetlilik derecesi ölçme sonuçlarının geçerlilik ve güvenirliliğine bağlıdır. Değerlendirme sonunda varılan kararın isabetliliği derecesine etki eden diğer etken ölçütün ölçme amacına uygunluğudur.

 

 

 

 

 

 

EĞİTİMDE KULLANILAN ÖLÇME ARAÇLARI

 

YAZILI YOKLAMALAR
Öğrencilerin yöneltilen soruların cevaplarını düşünüp hatırlayarak ve cevabı organize ederek yazdığı bir sınav türüdür. Öğretmenlerin ve öğrencilerin alışık olduğu bir sınav türüdür. Hazırlanmasının kolay olması, uzun zaman almaması ve öğretmenlerce iyi biliniyor olmasınan dolayı sık tercih edilen bir sınav türüdür. Bunun nedeni, hazırlanmasının kolay olması, iyi bilinen bir sınav olması diğer sınav türlerinin yeterince bilinmemesi ve bir uzmanlık gerektirmemesidir. Yazılı yoklamaların en önemli tarafı (avantajı) bilgi düzeyinin üstündeki üst düzey zihinsel işlemler (uygulama, analiz, sentez, değerlendirme, organize etme, bilgileri değişik durumlarda uygulama, orijinal görüş ve ürünler ortaya koyabilme) gerektiren türdeki hedefleri ölçebilmesidir.

Yazılı Yoklamalarda Dikkat Edilecek Faktörler
• Az sayıda soru sorulması (bu nedenle geçerliği ve güvenirliği düşüktür.)
• Öğrenciye cevap özgürlüğü tanıması (Öğrenci bildiklerini özgürce düzenleyip sunabilir.)
• Öğrenciyi sınırlandırmaması
• Hazırlanması kolay, puanlaması güç olması ve zaman alması
• Şans başarısı yoktur, (cevabını bilmediği halde soruyu doğru cevaplayabilme olasılığı düşüktür.)
• Puanlaması zordur.
• Puanlanması sübjektiftir, (puanlayıcı yanlılığını katabilir, özneldir.)
• Puanlama güvenirliği zayıftır.
• Öğrenci cevabını bilmediği soruda şişirme yapması. Yazmada güçlü olar birisinin, yanlış olma olasılığı olacak ifadelerden kaçınarak, yuvarlak ifadelerle cevaplama yoluna gidebilmesi.
• Üst düzey zihinsel hedef alanlarına (Problem çözme, yeni ve orijinal fikirler üretme, bilgiyi benzer ya da farklı durumlarda kullanma, fikirleri analiz etme, görüşleri değerlendirme) yönelik özellikleri ölçme.
• Öğrencileri çalışmaya yöneltir. Konuları ezberlemekten çok bütünlüğüne, derinliğine ve ilişkiselliğine göre öğrenmelerini sağlar.

Yazılı Yoklamalar Hangi Durumlarda Kullanılmalıdır?
• Öğrencilerin gelecekleri ile ilgili kritik kararlar güvenilir sınavlara dayandırıl-malıdır. Soru sayısının az, puanlama güvenirliğinin düşük olması nedeni ile yazılı yoklama bu amaç için kullanılmamalıdır.
• Sınava girecek öğrenci sayısı az ise kullanılabilir.
• İlköğretimin ilk sınıflarından başlayarak öğretimin her kademesinde kullanılabilmektedir.
• Puanlaması zordur.
• Puanlanması sübjektiftir, (puanlayıcı yanlılığını katabilir, özneldir.)
• Puanlama güvenirliği zayıftır.
• Öğrenci cevabını bilmediği soruda şişirme yapması. Yazmada güçlü olar birisinin, yanlış olma olasılığı olacak ifadelerden kaçınarak, yuvarlak ifadelerle cevaplama yoluna gidebilmesi.
• Üst düzey zihinsel hedef alanlarına (Problem çözme, yeni ve orijinal fikirler üretme, bilgiyi benzer ya da farklı durumlarda kullanma, fikirleri analiz etme, görüşleri değerlendirme) yönelik özellikleri ölçme.
• Öğrencileri çalışmaya yöneltir. Konuları ezberlemekten çok bütünlüğüne, derinliğine ve ilişkiselliğine göre öğrenmelerini sağlar.

Yazılı Yoklamalar Hangi Durumlarda Kullanılmalıdır?
• Öğrencilerin gelecekleri ile ilgili kritik kararlar güvenilir sınavlara dayandırıl-malıdır. Soru sayısının az, puanlama güvenirliğinin düşük olması nedeni ile yazılı yoklama bu amaç için kullanılmamalıdır.
• Sınava girecek öğrenci sayısı az ise kullanılabilir.
• İlköğretimin ilk sınıflarından başlayarak öğretimin her kademesinde kullanılabilmektedir.
Böylece soru yazımına zaman ayrılmamalıdır. Cevap anahtarı öğrencilere bildirilmelidir.
• Yazılı yoklamaların değerlendirilmesinde yazı güzelliği sayfa düzeni, kompozisyon becerisi gibi ölçülen özelliğin dışındaki özelliklere de puan verilmesi önce (ölçme konusu olan özelliği başka özellikleri de kattığından dolayı) geçerliği sonra da (puanlamaya hata kattığı ve bilen-bilmeyen öğrencileri birbirinden ayıramadığından dolayı) güvenirliği düşürür.
• Sorular kitaptan olduğu gibi alınmamalıdır.
• Açık kitap sınavından kaçınmak gerekir.

Yazılı sınavların puanlarına karışabilecek başlıca hata kaynakları şunlardır:
• Öğrencilerin soruları cevaplamaya olan isteklilik derecesi
• Puanlamayı yapan kişinin yanlılığı
• Ölçme yönteminin (yazılı yoklamanın) ölçülen hedef-davranışlara uygunluğu
• Yazılı yoklamanın ölçülen davranışlara uygunluğu
• Yazılı yoklamanın uygulandığı koşullar ve ortamdan kaynaklanan nedenler

Yazılı Sınavların Puanlanması

• Puanlama yönergesi ve cevap anahtarı kullanılmalıdır.
• Mümkünse sınav kağıdı birden fazla puanlayıcı tarafından okunmalı (puanlama güvenirliği) ve puanların ortalaması alınmalıdır.
• Bütün sınav kağıtlarındaki sorular sıra ile okunmalıdır. Yani 1. sorular bütün sınav kağıtlarında puanladıktan 2. sorular puanlanmalı sonra 3. sorulara geçilmeli ve böyle devam edilmelidir.
• Bir soruya öğrencilerin tümünün verdiği cevaplar puanlandıktan sonra diğer soruya geçilmelidir. Bunun için cevabın değişik bölümlerine verilecek puanlar ayrı ayrı belirlenmelidir.
• Puanlayıcı yanlılığından kaçınılmalıdır. Öğretmen isimlere bakmamalı, puanlamaya yazı güzelliği, anlatım gücü, sayfa düzeni, gibi ölçülmesi amaçlanmayan etkenler katılmamalıdır.

 

SÖZLÜ YOKLAMALAR
Soruların ve cevapların sözlü olarak ifade edildiği sınav türüdür. Bu tür sınavlan temel özellikleri şunlardır:
• Uygulaması çok zaman alır.
• Farklı soruların hazırlanması gerekmektedir.
• Her sorunun güçlük düzeyi farklı olmalıdır.'
Öğretmenin yaklaşımından, soruların güçlük düzeyinden ve sınavın yapıldığı ortamdan (öğrencilerin huzurunda) kaynaklanan nedenlerden dolayı psikolojik faktörler etkili olabilir.
• Puanlama güvenirliği düşüktür.
• Öğrencinin kişilik özellikleri puanı etkiler.
• Sözlü ifade yeteneği, etkili konuşabilme gibi özellikler öğretmeni etkileyebilir.
• Puanlara hata karıştığı için güvenirliği ve geçerliği düşüktür.
• Her öğrenciye farklı soru sorulmalıdır.
• Öğrencilerin kendilerini rahat hissedebilecekleri psikolojik ortamı gerektirir.
• Daha çok analiz, sentez ve değerlendirme düzeyinde sorular sorulmalıdır.

Sözlü Sınavlar Hangi Durumlarda Kullanılabilir?
Sözlü sınavlar İngilizce, Türkçe gibi sözlü ifade becerisinde geliştirmeyi ve ölçmeyi amaçlayan derslerde kullanılabilir.

3. KISA CEVAPLI TESTLER (BOŞLUK DOLDURMA TESTLER)

Yazılı yoklamanın alternatifi olan bir sınav türüdür. Özellikle alt düzey hedeflerin ölçülmesinde kullanılır. Bu tür testlerde bilme düzeyindeki, kısmen de kavrama düzeyindeki davranışlar ölçülür. (Bu aynı zamanda kısa cevaplı testin en önemli sınırlılığıdır
çünkü öğrenmeyi hatırlamaya ve ezbere yöneltir.) Cevabı bir kelime, rakam veya en çok bir cümle ile verilebilen sınavlardır. Kısa cevaplı bir test maddesi direkt soru cümlesi olarak ya da eksik cümleli (doldurmalı test) olarak sorulabilir. Daha çok ilköğretimin ilk sınıflarında kullanılır.

Kısa cevaplı testlerin özellikleri

• Hazırlaması ve uygulanması kolaydır, (bilme, hatırlama düzeyindeki davranışları ölçtüğü için)
• Çok sayıda soru sorulabilir. Bu neden le kapsam geçerliği ve güvenirliği yük sektir.
• Cevaplama bağımsızlığı vardır.
• Kısa cevaplı testler öğretimin her di zeyinde kullanılmaya uygundur. H( yaştaki öğrenciye uygulanabilir.
• Puanlaması kolaydır, (nesneldir).
• Şans başarısı düşüktür.
• Puanlama objektifliği yüksektir.
• Alt düzey hedef alanlarına (bilme, k; rama) ilişkin sorular kullanılır.
• Daha çok ilköğretimin ilk sınıfların (1. 2. 3. sınıflar) kullanılması etkilidir
• Yazı güzelliği, sayfa düzeni gibi değişkenler işe karışmadığı için geçeri yüksektir.

DOĞRU - YANLIŞ TESTLERİ
Öğrencilerin belli konulardaki yanlı:
doğrulan seçme gücünü ölçen test türüdür. Testteki maddeler doğru ve yanlış önermelerden oluşturulur.
Hangi durumlarda kullanılır: İlkelerin ve genellemelerin yoklanması konu alanlarındaki genel düşüncelerin karşılaştırılması, ne-den-sonuç ilişkili ifadeler, bir fikir ya da ilkenin örnekleri ve belli bir konuda seçme yapılması istenildiğinde kullanılabilir.

Özellikleri
• Daha fazla sayıda soru sorulabilir.
• Hazırlanması ve cevaplanması kolaydır.
• Öğretimin her basamağında kullanılabilir.
• Puanlaması kolay ve objektiftir.
• Şans başarısı yüksektir. Doğru cevabı bulma şansı 1/2 (%50) dir. Doğru-yan-lış testi eğitimde kullanılan testler içerisinde şans başarısının en yüksek olduğu testtir. Aynı zamanda öğrenme eksikliğini belirlemede ve öğretimin değerlendirilmesi amacıyla yapılan öğre-meleri izlemeye dayalı değerlendirmede kullanılması uygun değildir.

Doğru-yanlış testinde şans başarısını gidermek için üç yol kullanılır:
- Cümle yanlış ise yanlış kısımların altının çizilmesini istemek,
- Doğru ve yanlış cümleleri eşit sayıda belirleme
- Cümle yanlış ise yanlış kısımlarını çizerek doğru yazmalarını istemek.
- Düzeltme formülünü kullanmak (bir yanlış cevap, bir doğru cevabı götürür).
• Geçerliği ve güvenirliği yüksek test hazırlamak oldukça zordur.
• Sorularda olumsuz ifadeler kullanılmamalıdır.

 

 

ÇOKTAN SEÇMELİ TESTLER

Çoktan seçmeli testler bir sorunun doğru cevabının, verilen seçeneklerden bulunmasını gerektiren bir test türüdür. Öğrencinin verilen soruları okuması ve seçeneklerden doğru cevabı ya da seçenekler arasındaki en doğru cevabı bulması istenir. Öğrencinin cevaplandırma özgürlüğü yoktur. Verilen seçenekler arasında seçim yapar.

Hangi durumlarda kullanılır?
Bilgi, kavrama, uygulama ve analiz düzeyindeki davranışları ve kısmen değerlendirme düzeyindeki davranışları ölçmede etkilidir. Sentez düzeyindeki davranışları ölçmede yetersizdir.
Çok sayıda öğrencinin katıldığı sınavlarda kullanılır.
Yapılacak sınavın sonuçları öğrenci için çok önemli kararları gerektiriyorsa kullanılır. (Bunun nedeni geçerliğin, güvenirliğin ve puanlama güvenirliğinin yüksek olmasıdır.)

Sınavda geniş öğrenme konulan ölçülmek isteniyorsa kullanılır. (Çok sayıda soru sorularak, konulan temsil gücü sağlanır-kapsam geçerliği sağlanır).

Çoktan seçmeli testlerin özellikleri
Doğru cevap verilerek bulunması istenmektedir.
Çok sayıda soru kullanılarak ve farklı hedef alanlarına ilişkin ölçme yapılabilir (kapsam geçerliği yüksektir).
Değerlendirmede objektiflik yüksektir.
Geçerliği ve güvenirliği en yüksek sınav türüdür.
Hazırlanması uzun zaman alır, uygulanması ve puanlaması az zaman alır (kolaydır).
Hazırlanması ve test maddelerinin ifadesi uzmanlık gerektirir.
Şans başarısı vardır. Konuyu hiç bilmeyen öğrenci sırf şansla cevabı bulabilir. Bu durumda şans faktörünü ortadan kaldırmak için düzeltme formülü kullanılır. Düzeltme formülü ile öğrencinin düzeltilmiş puanı şu şekilde ha-saplanır.
düzeltilmiş puan = doğru cevap sayısı —
Seçenekler öğrenci seviyesine uygun olarak belirlenir. İlköğretim 1. 2. 3. 4 sınıflar için 2 seçenek, 5. 6. 7. 8. sınıflar için 4 seçenek, daha üst seviyeleri için 5 seçenekli sorular kullanılır.

Elde edilen puanlar üzerinde istatistiki işlemler ve madde analizi yapılabilir.
Cevap anahtarları, cevapların dağılımının uygun olduğu ve belli bir örüntüye göre geliştirilmelidir.
Bilgi-kavrama-uygulama gibi bilgi düzeyinde ve üzerindeki hedef alanları ile ilgili sorular kullanılır.
Çeldiriciler:Soru ile ölçülen davranışa sahip olmayanların yani doğru cevabı bilmeyenlerin eksik ya da yanlış bilgiye sahip olan öğrencilerin doğru cevabı bulmasını zorlaştırmak için yazılmış seçeneklerdir. Terslerde çeldiriciler ip ucu vermemelidir. Çeldiriciler konuyu bilenleri değil bilmeyenleri yanıltma-lıdır. Yoklanan davranışı öğrenmiş olan öğrenciler çeldiricileri kolaylıkla eleyerek doğru cevaplara ulaşırlar. Çeldiriciler madde olur ve bilenle bilmeyeni ayırt etme gücü artar. Olumsuz özellikler ile ilgili çeldirici bulmakta zorlanıldığında, madde kökü olumsuz cümle formatı kullanılmalıdır.
 

 

EŞLEŞTİRMELİ TESTLER
Eşleştirmeli testler, çoktan seçmeli testlerin farklı bir biçimidir. İki bölümde verilen bilgiler, kelimeler, numaralar, semboller eşleştirilir. Öğrencilerin bilgiler, nesneler, olaylar hakkında ilişki kurma güçleri ölçülür.

EŞLEŞTİRMELİ Testlerin Etkin Kullanımı
Eşleştirmeli testlerde, cevap seçenekleri soru sayısından çok olmalıdır. Böylece sorunun şansla cevaplanma olasılığı düşer.
Kim?, Nerde?, Nasıl?, Ne zaman? gibi soruların cevabını gerektiren olgusal bilgilerin ölçülmesinde daha etkilidir.
Sorular ve seçenekler iki kolonda düzenlenmelidir.
Madde kökleri ile seçeneklerinin uzunlukları ve anlatım biçimleri benzer olmalıdır.
Seçenekler, belli bir sıraya veya düzene göre verilmelidir.

Bir ölçme aracına (yazılı yoklama sözlü yoklama, çoktan seçmeli test, boşluk doldurma vb.) karışabilecek hata kaynakları
• Öğrencinin sınava tutumu, istekliliği, yorgunluğu, hastalığı
• Puanlamayı yapan kişinin yanlılığı, dikkatsizliği ve kişilik özellikleri
• Ölçme aracının ölçülen hedef-davranış-ları ölçmeye uygunluğu '
• Ölçmenin yapıldığı ortamdan (ısı, ışık, havalandırma gürültü, kopya çekme olanağı vb.) kaynaklanan nedenler
• Ölçme aracından (soruların anlaşılmaması, karmaşık sorular, okunamama vb.) kaynaklanın hatalar

Eğitimde Kullanılan ölçme Araçları İle İlgili Genel Sonuçlar
• Eğitimde kullanılan ölçme araçları, ölçme işleminin amacına göre belirlenir. Örneğin; bir ünite sonunda genel öğrenme düzeyi ve eksiklikler belirlenmeye çalışılacaksa geçerliği ve güvenirliği yüksek (çoktan seçmeli test) bir sınav yapılabilir. Amaç; öğrenciler arasında iletişim becerileri, güzel konuşma, diksiyon gibi özellikler bakımından bir seçim yapmaksa bu özellikleri ölçmede geçerliği ve güvenirliği yüksek olan sözlü sınav yapılır.
• Ölçme araçlarının etkili yönü üst düzey zihinsel işlem gerektiren davranışları (analiz, sentez, değerlendirme gibi) ölçebilmesidir. Ölçme araçlarının sınırlılıkları ise alt düzey zihinsel işlem gerektiren davranışları (bilgi-kavrama gibi) ölçebilmesidir.
• Ölçme araçlarının diğer bir etkili yönü, geçerliği (konu alanını - kapsamı örnekleyen soruların olması) ve güvenirliği (tesadüfi hatalardan arınık olması) yüksek olma düzeyidir. Sınırlığı ise geçerliğin ve güvenirliğin düşük olma durumudur.

 

 

 

ÖLÇEKLERDE GEÇERLİLİK VE GÜVENİRLİLİK

1. Geçerlilik: Geçerlilik bir ölçme aracının ölçmeyi amaçladığı özelliği, başka herhangi bir özellikle kaştırmadan, doğru ve tam olarak ölçülebilmesidir. Geçerlilik ölçülmek istenen değişkenin, ölçülebilmiş olma derecesidir. Doğrudan ölçmelerde geçerlik, dolaylı ölçmelere göre daha yüksektir.
Güvenirlik geçerlik birbirinden tamamen ayrı iki kavram olup elde edilen istatistik değerleri arasında hiçbir ilişkisi yoktur. Ancak her ikisinin birlikte olmasıyla ölçek anlam bulur. Örneğin; ölçeğin güvenilir olması onun geçerliğini garantilemez.

a. İçerik geçerliği: Ölçme aracının tanımlanan davranış tepki evrenini yeterince temsil edebilmesidir. İçerik geçerliği ölçülen konudaki tüm boyutlarda oluşan tepki evrenini ölçeğin temsil etme gücüdür.

b. Yüzeysel geçerlik: Ölçme aracının hangi değişkeni ölçtüğü hakkındaki uzman görüşüdür. Geçerlik seviyesini sayısal değerle belirtme olanağı yoktur. Yalnızca kanaatlere göre kabul söz konusudur. Yüzeysel geçerlik ölçme aracının hangi değişkeni ölçtüğünü değil, ölçer gibi göründüğünü belirler.

c. Uygulama geçerliği: Ölçülmeye çalışılan değişkenin gerçek yaşamdaki gözlemlenebilir belirtileri ile ölçme sonuçları arasındaki uyum, uygulama geçerliğidir. Ölçüt, ölçmek istenen davranışı ne dereceye kadar yansıtırsa bulunan ilişki ölçme aracının geçerliği hakkında o derece sağlam bilgi verir. Örneğin; ölçülen değişken bakımından bireyleri tanıyan başka kişiler onları sıralar, sınıflar (atılgan - çekingen) gibi ölçüler bireyler hakkında gözlem yoluyla da aynı veriler toplanır. Elde edilen veriler arasındaki yüksek uyum ölçeğin geçerliği olduğunu ortaya koyar.

ç. Kestirici geçerlik: Kestirici geçerliğin saptanmasında izlenen yol şöyledir. Ölçme aracı uygulanarak sonuçlar alınır. Ölçülen niteliğin görülebileceği yeterli bir süre beklenir. Belirlenen ölçü açısından durumun değerlendirilmeleri yapılır. Geliştirilen testin sonuçlan ile ölçüt değişken sonuçlan arasında anlamlı bir ilişki bulunmuşsa testin tahmin geçerliği olduğu kabul edilir.

d. Yapı geçerliği: Soyut kavramlara yönelik ölçmelerde önce ölçülen kavramı tanımlayan kuramlardan biri tercih edilir. Böylece ölçülmek istenen kavramın yapısı belirlenir. Bu kuramsal yapıya göre gözlenebilir değişkenler ortaya konur. Son olarak gözlenebilir değişkenleri ifadelendiren maddeler yazılarak ölçek hazırlanır. Ölçek geliştirildiğinde maddelerin hangi etkenleri temsilen yazıldığını araştırmacı bilmektedir. Yani teorik yapıya bağlı ölçek yapısı belirlenir. Ölçeğin uygulanmasından elde edilen veriler "etken analizi" istatistik tekniği ile işlenir.

e. Ayırt etme gücü: Bir maddenin ayırt etme gücü ölçülen değişken bakımından birimler arası farklılığı ne ölçüde ortaya çıkarabildiği ile ilgilidir. Ölçmenin temel amacı ölçülen nesneler-deki farkı yakalayabilmek olduğuna göre ayırt etme gücü ayrı bir önem kazanır. Bir maddeye herkes aynı yanıtı vermiş ise diğer özellikleri ve önemi ne olursa olsun kimseyi diğerinden ayırt etmediği için maddeyi ölçekte tutmanın bir anlamı yoktur. Ayırt etme gücü zayıf maddelerin ayıklanması ile ölçek daha kısa ama daha etkili bir hale getirilmiş olur. Maddelerin ayırt etme gücünün analizi için bireylerin, ölçekten aldıkları toplam puanı belirlenir ve bu toplam puana göre en büyükten en küçüğe doğru sıralanır. Ayırt etme gücünü belirleme tekniklerindeki temel yaklaşım testin toplamında yüksek puan alanların incelenen madde de yüksek puan almaları gereğinin karşılanıp karşılanmadığıdır. Aynı şekilde ölçeğin toplamında düşük puan alanlar grubunda yer alan bireylerin madde puanlarında düşük olması gerekir.
2. Güvenirlik: Bir ölçme aracıyla farklı zamanlarda elde edilen ve aynı nesnelerle ilgili olan bir grup ölçümle ikinci grup ölçüm arasındaki tutarlılık eğilimine o aracın güvenirliği denir. Güvenirlik aynı değişkenin bağımsız ölçümleri arasındaki kararlılıktır.

Aynı süreçlerin izlenmesi ve aynı ölçütlerin kullanılması ile aynı sonuçların alınmasıdır. Güvenirliğin yüksek olabilmesi, ölçmede izlenen süreçler ile kullanılan ölçütlerin ayrıntılı olarak belirlenebilmesine bağlıdır. Dolaylı ölçmelerin yaygın olarak kullanıldığı sosyal bilimlerde güvenirliği yükseltmek için çok sayıda ölçüt kullanılmaya çalışılır. Madde veya soru sayısı arttırılır. Böylece güvenirliği yüksek sonuçlar alınabilir.

 

 

HATA TÜRLERİ

a. Sabit hatalar: Her ölçme için mikta değişmeyen hatalara sabit hatalar denir. Bir manavın terazisinin tarttığı her nesneyi ağırlığından 100 gr fazla gösterdiğini ya da bir öğretmenin okuduğu her sınav kağıdına 5 puan fazla verdiğini kabul edelim. Bu durumda ölçümler gerçek ölçümler olmayacak, hatalı ölçümler olacaktır. Yalnız bu hatalar her bir ölçme için aynı yönde etkili olacaktır. Ve hata miktarı her bir ölçme için değişmeyecektir. Sabit hatalar bireysel ölçümleri ve ölçümlerin ortalamasını gerçekte olduğundan büyük ya da küçük gösterir.

b. Sistemli hatalar: Bir öğretmenin yalnızca kız öğrencilerin kâğıtlarına 10 puan fazla verdiğini düşünelim. Bu hatalar her ölçme için yorumlanabilir niteliktedir ve sistemlidir. Ancak tüm ölçümler için sabit değildir (Örneğin; erkek öğrenciler). Puanlayıcı yanlılıklarını gösteren hatalar sistemlidir.

c. Rastgele hatalar: Bu tür hatalar rastgele ortaya çıkan ve ne yönde etki ettiği yorumlana-mayan hatalardır. Bu hatalar çoğu kez, bilinmeyen nedenlere bağlıdır. Nedenleri iyi bilinmeyen ve ölçme sonuçlarına rastlantıyla karışan hatalardır.
ölçmelerde tutarlılık: Bir ölçme aracıyla farklı zamanlarda elde edilen ve aynı nesnelerle ilgili olan bir grup ölçümle ikinci grup ölçüm arasındaki tutarlılık eğilimine o aracın güvenirliği denir.

Birbirini izleyen ölçmelerde bireyin grup içindeki pozisyonundaki tutarlılık, yani grup içindeki sıranın değişmezliği aranır. Aynı nesnelerle ilgili iki ölçüm arasındaki korelâsyon hesaplanır. Bulunan korelâsyon kat sayısı, güvenirlik kat sayısı olarak adlandırılır.
Yapılan ölçümlerdeki değişme, standart kayma olarak ifade edilir. Bu ölçmelerdeki gerçek hata payını gösterir. Bu durumda ona, ölçmenin standart hatası denir.

Güvenirliği etkileyen etkenler: Güvenirlik bir testin kendiliğinden sahip olduğu bir nitelik değildir. O ancak bir testin, bir gruba uygulanmasıyla sahip olduğu bir niteliktir. Bir testten alınan puanların güvenirliğine bir çok etken etki eder. Bazıları şunlardır:

 

TESTİN KENDİSİYLE İLGİLİ ETKENLER

Testin uzunluğu: Bir testin içerdiği madde sayısı, testin güvenirliği ile doğrudan bağlantılıdır. Güvenilirliği etkileyen diğer etkenlerin tümü kontrol edilmişse ve teste sonradan katılan sorular, öncekiler gibi aynı davranışlarla ilgiliyse, soru sayısı arttırılarak testin güvenirliği arttırılabilir. Örneğin; öğretmenlerin yaptığı bir iki soruluk yoklamalardan ya da 10 - 15 maddelik doğru - yanlış testlerinden alınan puanlar tek bir puan için toplanmadıkça güvenilir olmaz. Bu yüzden belirtilen sınavlardan birkaçı birlikte tek bir sınav gibi değerlendirilmelidir.Test içeriğinin benzerliği: Ölçütleri davranış ve konu açısından homojen olan bir testten alınan puanlar, heterojen bir testten alınan puanlardan daha güvenilir olur. Örneğin; 100 maddelik bir sosyoloji testi, 100 maddelik sosyal bilimler testinden daha güvenilirdir. Konulan sıkıca örülmüş olan derslerde (matematik - yabancı dil) geliştirilen testler konuları sıkıca örülmemiş olan derslerde geliştirilen testlerden daha güvenilir sonuçlar verir. Ayırt edici maddelerden oluşan bir testin güvenilirliği daha yüksek olur. Bir maddenin ayırt etme gücü, o maddenin içerdiği düşüncenin sağlamlığına, onun anlamının açıklığına, çoktan seçmeli maddelerde doğru yanıtın yeterli yetersiz bilgiye sahip olan öğrenciler için çekici gelmesine de bağlıdır.

Puanlamadaki nesnellik: Bir testin güvenirliğini, onun puanlamasının nesnel olup olmayışı büyük ölçüde etkiler. Bir testten alınan puan, puanlayıcıya ya da puanlanan zamana göre değişmiyorsa o testin puanlama güvenirliği yüksektir. Puanlama güvenilirliği yüksek olan bir testin güvenirliği de yüksek olur.
Puanlama güvenirliği, puanlamanın nesnel olmasına ve puanlayıcının öznel kanısının puanlamaya etki etmemesine bağlıdır. Bu nedenle objektif testler en yüksek puanlama güvenirliğine sahiptir.

Uygulama koşullan: Testin uygulamasında ana kural, uygulama koşullarının her öğrenci için aynı olmasıdır.
Testten alınan puan güvenirliği, uygulama koşullanın elverişsizliğinden ya da koşullan her öğrenci için ayn olmasından dolayı düşebilir. Testin uygulandığı koşullar ışık, ısı, havalandırma gibi değişkenler bakımından elverişli olmalıdır.

Testin uygulanmasındaki önemli bir konuda kopya sorunudur. Testin hazırlanması, çoğaltılması, saklanması aşamalarında gizlilik ilkesine kesinlikle uyulmalıdır.
Uygulama sırasında öğrenciler birbirinin yanıtlarını görmeyecek düzende oturtulmalıdır. Testi uygulayanlar yansız davranmalı, onların yanıtlanı etkileyecek herhangi bir işaret ya da davranıştan kaçınmalıdır.

Testin Uygulandığı Öğrenci ya da Grup ile İlgili Etkenler
Testin güvenirliğini etkileyen etkenlerden biri de test uygulanan öğrencinin ölçülen özellik bakımından her zaman aynı olmasıdır. Eğitimde ölçülen özellikler günden güne, saatten saate değişebilir. Öğrencinin bir basan testinden aldığı puan onun hastalığından, yorgunluğundan, uykusuzluğundan ve güdülenmemiş olmasından etkilenir.

Sınava giren öğrencinin dinlenmiş ve somlar yanıtlamaya güdülenmiş olması istenir. Doğru yanıtını bilmediği maddelerde tahmine giden öğren çilerden şanslı olanlar puanlarını arttırabilirler.

Teste tâbi tutulan öğrencinin test puanının değişmesine neden olan bireysel etkenler dört grup altında incelenebilir.
1. Bireyin sürekli ve genel karakteristikleri
Bu tür etkenler bireyin yalnızca belli bir zaman da olmuş olduğu belli bir testteki, puanın değiş meşine değil, herhangi bir zamanda alacağı herhangi bir testteki puanında değişmesine ne den olur. Örneğin; hızlı okuma ve okunduğun anlama yeteneği... Testte bulunan problemleri benzerlerini daha önce çözmüş olma gibi.

2. Bireyin sürekli ve özel karakteristiği: Bunlar yalnızca belli bir testle ilgili olan etkenlerdi Örneğin; testte bulunan bir okuma parçasını daha önce okumuş olma gibi.

3. Bireyin geçici ve genel karakteristiği: Herhangi bir testten alınacak puanı etkileyen etkenlere denir. Sınav yerindeki ısı, ışık, ve havalandırma durumu v.b.

4. Bireyin geçici ve özel karakteristikleri: Bunlar belli bir zamanda alınan belli bir testteki puana etki eden etkenlerdir. En çok hataya etki eden etmenlerdir. Örneğin; özel bir testin neden olduğu güdülenme eksikliğidir.
Bir testin güvenirliği, o testin uygulandığı grubun ölçülen özellik bakımından homojen ve heterojen olmasına bağlıdır. Güvenirliği aynı kişilerin bir testten aldıkla puanlan tutarlılığı ya da test sonuçlana göre kişilerin grup içindeki sıralanın değişmezliği olarak tanımlanır. Güvenirlik, geçerlik için gerekli koşuldur. Bir testin güvenirliği düşük ise geçerliği de düşüktür. Ancak güvenirliği yüksek olan bir testin geçerliği yüksek olmayabilir. Hatta düşük olabilir. Güvenirliği düşük bir testin geçerliği ne denli uğraşılırsa uğraşılsın belli bir sının üstüne çıkalamaz.

Kullanışlılık
Bir ölçme aracının sahip olması istenilen üçüncü nitelik kullanışlılıktır. Bir testin kullanışlılığı onun geliştirilmesi, çoğaltılması, uygulanması ve puanlanmasının kolay ve ekonomik olması demektir. Çoğu kez testin kullanışlılığı ilk plânda düşünülüp onun geçerlilik ve güvenirliği dikkate alınmaz. Böyle yapılması doğru değildir. Bir testin güvenirlik ve geçerliği ön plânda tutulmalıdır. Geçerlik ve güvenirlikten vazgeçmeden kullanışlık işleri karşılanmaya çalışılmalıdır.
Hazırlanan testin ya da soruların sınava giren her öğrenciye bir nüsha düşecek biçimde çoğaltılması testin kullanışlılığını artırır. Ancak bu da olanaklara bağlıdır. Basılan testlerde sorulan okunması ve birbirlerinden ayn bir bütün olarak algılanması kolay olmalıdır. Basımı kötü ve nerdeyse soruları birbirlerine kaşmış olan bir test kullanışlılığından çok şey yitirir. Bu nedenle testler uygulanmadan önce okunamayan ya da yanlış yazılan yerler olup olmadığı bakımından büyük bir özenle gözden geçirilmelidir. Kopya çekmeyi engellemek için sınav yapılırken olanaklar ölçüsünde fazla gözcü kullanılmamalıdır. Bir testin kullanışlılığını artıran etkenlerden biri de o testin uygulanabildiği alanın genişliğidir. Üzerinde durulacak bir başka nokta testin puanlamasındaki kolaylıktır. Bu konuya iki yönden bakılabilir.

a. Testi herhangi biri puanlayabilir mi?
b. Testin puanlaması çok zaman alır mı?
Yazılı yoklama tipi sınavlarda bireysel testlerin bireysel testlerin puanlaması, kesinkes o konunun uzmanı tarafından yapılmalıdır. Seçmeli testlerin puanlaması hem kolaydır hem de daha az zaman alır.
Aslında bir test geliştirici, amacına hizmet edecek güvenilir, verileri daha kolay, daha ucuz ve daha az zamanda nasıl elde edileceği, testin plânlama evresinde belirlemiş, yani seçimini yaparken kullanışlılık etkenini de düşünmüş olmalıdır.

 

 

ÖLÇME SONUÇLARI ÜZERİNDE İSTATİSTİK İŞLEMLER

l.Mod; ölçümler arasında tekrarı en fazla olanıdır. Mod bir vasat ölçüsü olarak grubun performansını yansıtır. Sınıflama ölçeğindeki veriler için kullanılması en uygun istatistiksel işlemdir. Bazen dağılımın iki veya daha çok modu olabilir. Bu durumdan dağılıma iki modlu, üç modlu gibi isimler verilir.

örnek 1. Türkçe sınavından 6 öğrencinin aldıkları puanlar sırasıyla, 3, 4, 4, 5, 6, 7 olsun. Bu verilere göre mod "4" dir. Çünkü tekra en çok olan puandır.
Örnek 2. İngilizce sınavından 6 öğrencinin aldıkla puanlar sırasıyla, 3, 4, 4, 5, 5, 6 olsun. Bu verilere göre mod "4" ve "5" dır.Çünkü tekrarı en çok olan puanlar "4" ve '5" dir. Bu durumda dağılımın iki modu vardır.

2. Ortanca; ortanca sıralanmış bir dizi ölçüm arasında, tam ortada bulunan ölçümdür. Bir başka anlatımla üzerinde ve altında ayn sayıda ölçüm olan bir vasat ölçüsüdür. Puanlar sıralandıktan sonra puanlan iki % 50 lik dilime ayıran değerdir.

Örneğin; 1, 3, 5,7,9vell ölçümlerine ait ortanca 6 dır. 6 ne üçüncü kişinin ne de dördüncü kişinin aldığı puandır. Bu durumda ortaya yakın olan 3.ve 4. kişilerin puanlan toplanıp ikiye bölünür. Böylece ortanca bulur.
Veri sayısı tek olduğunda ise direkt olarak ortadaki veri ortanca olarak alınır.

3. Ranj; ranj, en yüksek puanla en düşük puan arasındaki farka denir
Örneğin; 1,3,5,15, ve 17 puanlarına ait ranj: (17 — 1) = 16^dır.
Ranj, güvenilir bir yayılma ölçüsü değildir.

4. Aritmetik ortalama; aritmetik ortalama öğrencilerin o dersten aldıkları notların toplamının öğrenci sayısına bölünmesidir. Aritmetik ortalama öğrenci notlarının nerede yığıldığı hakkında bilgi verir.

5. Standart sapma; standart sapma, puanların aritmetik ortalamalarından olan farklarının karelerinin toplamının puan adedine bölümünün karekökü olarak ifade edilebilir. Ya da aritmetik ortalamadan farklı olarak standart sapma öğrenci puanlanın birbirine ne kadar yakın ya da uzak olduğunu yani öğrencilerin birbirine benzer notlar alıp almadığı hakkında bilgi verir. Standart sapma ne kadar küçük çıkarsa öğrenciler benzer notlar almış, ne kadar büyük çıkarsa da öğrenciler o kadar farklı notlar almış demektir. Standart sapma her bir öğrenci notunun sınıf ortalamasından çıkarılıp, bu farklan kareleri toplamının öğrenci sayısına bölünüp bu değerin de karekökünün alınmasına eşittir.